ANADOLU’DAKİ İPEK YOLLARI
Coğrafi konumu nedeniyle Anadolu, eski çağlardan beri doğu ile
batı arasında bir köprü işlevi görmüştür. Anadolu’da Hitit
Dönemine kadar dayanan, doğal geçitlerin kullanıldığı bir yol
şebekesinin var olduğu bilinmektedir. Bu yollar, daha sonraki
dönemlerde de kullanılmıştır. Herodot Tarihi’nde, Sart’tan
geçen Susa-Efes kervan yolu üzerinde 30-40 km aralıklarla yer
alan ve posta teşkilatı kuryelerinin konaklama yerleri olan
Flaktra’lardan söz edilmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde,
yaklaşık 75 km.lik menzillerde konaklama ve askeri amaçlı
yapıların varlığı, Anadolu’da ister ticari ister dini veya
askeri olsun, bir yol şebekesinin bulunduğunu göstermektedir.

Anadolu, İpek Yolunun da en önemli kavşak noktalarından biri
olmuştur. Orta Çağ’da, İpek Yolları Çin’den başlayıp Orta
Asya’da birden fazla güzergahı izleyerek ve Anadolu’yu geçerek
Trakya üzerinden Avrupa’ya uzanmıştır. Ayrıca, Ege kıyılarında
Efes ve Milet, Karadeniz’de Trabzon ve Sinop, Akdeniz’de
Alanya ve Antalya gibi önemli limanları kullanarak deniz yolu
ile de Avrupa’ya ulaşmıştır.
Anadolu’da İpek Yolu;
Kuzeyde : Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas, Tokat, Amasya,
Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul, Edirne,
Güneyde : Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya,
Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Isparta,
Denizli, Antalya
merkezlerini izlemektedir.
Ayrıca, Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa,
İznik, İzmit, İstanbul güzergahının da kullanıldığı
bilinmektedir.
Selçuklular, Anadolu’daki ticari faaliyetleri canlı tutmak
amacıyla, yabancılarla anlaşmalar yapmışlar, ticaret yapan
kimselere, yolculuklarında karşılaşabilecekleri soygunlara ve
her türlü zarara karşı devlet güvencesi vererek, ilk “Devlet
Sigorta Sistemi”ni başlatmışlar ve gümrük vergilerinde
uyguladıkları indirimlerle ticari hayatı özendirmeye
çalışmışlardır.
Kervansaraylar, bu canlı ticari ortamda önemli görevler
yüklenmiş kuruluşlardı. Issız yollar üzerinde kaleyi andıran
görünümleri, zengin taş süslemeleri, gelişmiş mekan
tasarımları ile mimari açıdan da çok etkileyici olan
kervansaraylar, seyahat ve ticareti güven altına alan, sosyal
dayanışmayı sağlayan, gelenlerin mallarını pazarladıkları
durak yerleri, ordunun sefer zamanında ikmalini kolaylaştıran
üs’lerdi. Genellikle, yürüyüşle 8-10 saati geçmeyen, 30-40 km
aralıklarla inşa edilmişlerdir. Her türlü hizmetin vakıf
olarak karşılandığı bu yapıların içinde nalbant, araba ve
koşum takımı onarıcıları, doktor, veteriner ile hamam, çeşme,
mescit gibi bölümler bulunmaktaydı.
|