Tarsus
Tarsus, Akdeniz Bölgesi'nde yer alan İçel İli'nin tarih,
kültür, sanat, ticaret ve doğal güzellikleri ile ünlü bir
ilçesidir. Yıllar boyunca farklı inançlara hizmet eden tarih ve
ilim merkezi olarak, dünyanın ilgi odağı olmuştur. Hz. İsa'nın
ilk Havarisi Aziz Paul, Daniyal Peygamber, Hz. Muhammed'in
müezzini Bilal-ı Habeşi, Harun Reşid'in oğlu Halife Ma'mun ve
Antik Çağın ünlü filozofu Aristo, tabiplerin atası Lokman Hekim,
Mısır Kraliçesi Kleopatra ve Romalı Komutan Antonius Tarsus'ta
yaşamıştır.
Tarihçe
Tarsus'un tarih öncesi gelişimi Neolitik Döneme kadar
uzanmaktadır. Neolitik Dönemi, Kalkeolitik, Eski Tunç Çağı
yerleşimleri izler. M.Ö. 1500'den itibaren Hitit, Asur, Pers
Makedonya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devletleri'nin
hakimiyetine girmiştir.
İklim
Yaz ayları sıcak ve aşırı nemli, kış ayları ise ılık ve
yağışlıdır.
Ulaşım
Karayolu: Tarsus'ta karayolu ulaşımı batıdan
Mersin ve Antalya'ya, doğudan Adana, Gazi Antep istikametine
giden yol ile ve Ankara istikametine giden karayolu ile
sağlanmaktadır. İlçeden ülkenin her yönüne otobüs seferleri
sağlanmaktadır. Ayrıca Mersin ve Adana'ya saat başı otobüslerle
sürekli seferler yapılmaktadır.
Otogar Tel: (+90-324) 624 69 32
Havayolu : Tarsus ilçesine havayolu ulaşımı; 42
km. doğusunda yer alan Adana Şakirpaşa Havaalanı ile
sağlanmaktadır.
Denizyolu : Tarsus'a denizyolu ile ulaşım 27 km
uzaklıkta Mersin merkez ilçedeki Mersin Limanından Gazi
Magosa'ya yapılan feribot seferleri ile sağlanmaktadır.
Demiryolu : Demiryolu seferleri Tarsus'a bağlı
Tarsus'un doğusunda yer alan Yenice Beldesinden yurtiçi ve
yurtdışına bağlantılıdır. Yenice İstasyonu Mersin merkez
ilçesine 40 km. Tarsus'a 13 km. uzaklıktadır.
TCDD Mersin Gar Müdürlüğü: (+90-324)231 12 67
TCDD Yenice İstasyon Şefliği: (+90-324)453 69
14
Kleopatra Kapısı
Tarsus'un batısında, Mersin yolu üzerinde bulunan Kleopatra
Kapısı, bugün ayakta kalan tek antik şehir kapısıdır. M.Ö.41
yılında Mısır'ın ünlü Kraliçesi Kleopatra'nın Romalı General
Antonius ile buluşmak için gemilerle geldiği, Gözlükule
Höyüğü'nde törenlerle karşılanarak o zamanki deniz kapısından
şehre girdikleri söylenir. Sonraki yıllarda yıkılan bu kapının
yerine, Roma İmparatorluk ve Erken Bizans dönemlerinde, şehri üç
taraftan kuşatan, Bağ, Deniz ve Adana olmak üzere üç kapısı
bulunan surlar yapılmıştır.
Onur (Özgürlük) Yazıtı (Tarsus Kitabesi)
Yeni Hamamın duvarında bulunmakta olan bu yazıt, 1982 yılında
Kleopatra Kapısı'nın hemen kuzeyine yerleştirilmiştir. Roma
İmparatoru Severus Alexander (M.S. 222-235) Dönemi'ne
tarihlendirilmektedir. Romalılar zamanında bir heykelin kaidesi
olarak kullanılmıştır.
Roma Yolu
Roma Yolu Tarsus'a 15 km. uzaklıktaki Sağlıklı Köyünün yukarı
kısmında bulunmaktadır. Roma Yolunun buradaki genişliği 2.94 ile
3.00 metre arasında değişmektedir. Bu tarihi ipek yolunun sağlam
kalan yerlerinin uzunluğu 3 km. kadardır.
Hipodrum
Tarsus, Romalılar zamanında en parlak dönemlerinden birini
yaşarken, çevresinin de spor merkezi durumunda idi. Amerikan
Koleji'nin yanında bulunan ve o dönemde çeşitli spor
müsabakalarının düzenlendiği Hipodrom, bu nedenle tarihi bir
öneme sahiptir.
Gözlü Kule Höyüğü
Şehrin güneydoğusunda Ulu Cami Semti'nde, bugün park olarak
ağaçlandırılmış, 300 m. uzunluğunda ve 22 m. yüksekliğinde bir
höyüktür. 1934 yılından sonra başlanan bilimsel kazı
çalışmalarında, Erken Neolitik'ten itibaren, İslami dönemlere
kadar 33 kültür tabakası saptanmıştır: Tabakalarda Yerli
Kilikya, Mezopotamya ve Miken seramiği, Eski Tunç Çağı'na ait
taş temelli kerpiç duvarlar, evler ve dar sokaklar, Geç Bronz
Dönemi'ne ait tabakalar, Hattuşaş'daki tapınak özelliklerini
gösteren büyük bir tapınak kalıntısı, Hiyeroglif ve çivi yazılı
mühür ve başlıkları, Erken Dönem yapı kompleksleri, Kıbrıs
kökenli seramik vazolar, Asur Dönemi'ne ait tabletler, pişmiş
toprak mühürler, seramikler bulunmuştur. M.Ö. 4.yy. Bizans
Dönemi'ne ait buluntularda bronz yapım ve işleme atölyesinin
kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.
Cumhuriyet Alanı ve Antik Yol
Tarsus'un merkezinde, Aziz Paul Kuyusunun 150 m. güney
batısında yer alır. Bu antik yolun, Romalılar tarafından M.Ö. I.
yy.da yapıldığı tahmin edilmektedir. Zamanla oluşan aşınmalara
rağmen caddenin zemini Antik Çağdaki görünümünü çoğunlukla
korumuştur. Yolun aynı zamanda asıl işlevlerinden biri olan kent
içi ulaşımda kullanılmış olduğunu bazı yerlerde görülen tekerlek
izleri kanıtlamaktadır. Caddenin kuzey doğu yönünde, 3 basamaklı
podyum (stylobat) bulunmaktadır. Çalışmalarda kazı sahasının
güney batı yönündeki Mozaik Avlulu Evin dikdörtgen biçimli bir
odası ortaya çıkarılmıştır. Avlunun ortasında bir havuz
kalıntısı bulunmuştur. Havuz renkli mermer levhalarla kaplıdır.
Avlunun diğer bölümleri mozaik kaplıdır.
Donuktaş (Roma Tapınağı)
Tarsus'un doğusunda Tekke Semti'nde bulunan Donuktaş,
günümüze ulaşabilen en eski tapınaktır. Tapınağın hangi Tanrı
için yapıldığı konusunda kesin bilgi olmamasına rağmen yapıyı,
Ortaçağ gezginlerinden V. Longlois, Asur Kralı Sardanapal'ın
mezarı olarak nitelendirmiştir.
Bac Köprüsü (Jüstinyen Köprüsü)
Ankara-Adana yolunun Tarsus girişinde bulunan bu taş köprü,
Bizanslılar Dönemi'nde, 6. yy.da Justinyen tarafından Tarsus'un
Berdan (Cydnos) Çayı'nı su baskınından kurtarmak amacıyla
yaptırılmıştır. Yakın bir zamana kadar bütün araçların üzerinden
geçtikleri üç gözlü bu köprü, 1978'de restore edilmiştir.
Aziz Paul Kuyusu
Kızılmurat Mahallesi'nde, Cumhuriyet Alanı'nın yaklaşık 300
m. kadar kuzeyinde öteden beri Aziz Paul'un evinin yeri olarak
kabul edilen bir avluda bulunan kuyunun Aziz Paul adına
yapıldığı bilinmektedir. Tarihi açıdan zengin geçmişi olan kuyu
ve yakın çevresi günümüzde koruma altına alınmış, detaylı
arkeolojik araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda,
Aziz Paul Kuyusu ve çevresinin Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi
kültür katlarını verdiği tespit edilmiştir. Aziz. Paul
Kuyusu'ndan çıkan suyun şifalı olduğuna inanan turistler, burayı
hac amaçlı olarak da ziyaret edilmektedir. Hz. İsa'nın 12
Havarisinden ilki olan Aziz Paul, Hıristiyanlığın ilk
teorisyenidir ve Tarsus'ta doğmuştur. Aziz Paul, doğduğu yer
olan Tarsus'a büyük önem vermiştir.
Şelale ve Roma Mezarları
Şelalenin bulunduğu yerde Romalılardan kalma yeraltı
mezarlarının olduğu bilinmektedir. Tarsus Irmağının yatağının
değiştirilmesi sonucu ırmağın 3-5 metre yükseklikteki mezarlar
üzerinden akmasıyla şimdiki şelale oluşmuştur. Zaman zaman su
seviyelerinde görülen değişikliklerden dolayı mezarlar
görülebilmektedir. Şelale ve çevresi Tarsusluların özellikle
sıcak yaz günleri ilgi gösterdikleri yerlerin başında gelir.
Bahar aylarında yükselen debisiyle genişleyen göleti ve
çağlayanı güneşin batışıyla birlikte muhteşem bir görüntü
oluşturur. En büyük özelliği besleyen kaynakların şelaleye çabuk
ulaşmasıdır. Bu durum suyun sürekli soğuk kalmasını
sağlamaktadır. Çay bahçeleri ve lokantaları ile yerli yabancı
herkese hizmet vermektedir.
Eshab-ı Kehf Mağarası
Tarsus'un 12 km. kuzeyinde, Ulaş Köyü yakınındadır. Kuran-ı
Kerim'de bir sureye adını veren bu mağara, Müslüman ve
Hıristiyanlarca kutsal sayılır. Eshab-ı Kehf Mağarası'nın öyküsü
oldukça etkileyicidir; Çoktanrılı dönemde, tek tanrıya
inandıkları için eziyet edilmekten kaçan Hıristiyan dinine
mensup yedi genç (Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernuş, Sazenuş,
Debrenuş ve Kefeştetayuş), köpekleriyle birlikte bu mağaraya
saklanmışlar. Mucizevi bir şekilde taş kesilip 300 yıl uykuya
dalan bu dindar kişiler, uyandıklarında her şeyin çok farklı
olduğunu görmüşler. İçlerinden birisi yiyecek almak için kente
gider ve yakalanır. Yakalayan onunla birlikte mağaraya
geldiğinde yedi yavru kuşun tünediği bir yuvadan başka bir şey
görmemiştir. Bu nedenle burası ".//yedi uyurlar mağarası" olarak
da adlandırılır. Mağaranın üstünde 1873 yılında Sultan Abdülaziz
tarafından yaptırılan Camiye sonradan üç şerefeli bir de minare
eklenmiştir.
Gülek Boğazı ve Kalesi
Tarsus'a 62 km. uzaklıktaki Gülek Boğazı eski dönemlerde
Kilikya Kapısı olarak bilinmektedir. 1833 yılında Anadolu'ya
sefer yapan İbrahim Paşa, oldukça küçük olan Boğazı, toplarını
geçirebilmek için genişletmiştir. Gülek Beldesi'nden orman
yolundan yaklaşık 3-4 km. mesafe ile kaleye ulaşılır. Trekking
için uygun bir alandır.
Cami , Kilise ve Medreseler
Ulu Cami
Şehrin güneyinde, bulunduğu semte adını veren cami, 1579
yılında Ramazanoğlu Beyi Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey
tarafından yaptırılmıştır. Caminin doğu tarafındaki türbede Şit
ve Lokman Peygamberlerle, Abbasi halifesi Ma'mun'un mezarı
bulunmaktadır.
Makam-ı Şerif Cami
Medresenin kuzeybatısında, semte de adını veren camide Danyal
peygamberin mezarının olduğuna inanılmaktadır. 1857 yılında inşa
edilen caminin en önemli özelliği, Türkiye'de bulunan tek
peygamber kabri olmasıdır.
Eski Cami (Kilise Camisi)
Makam Camisi'nin 100 m. kadar kuzeydoğusunda Adana yolunun
kıyısındaki bu tarihi yapı, kilise olarak yaptırılmış olup, daha
sonra 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından camiye
dönüştürülmüştür.
Aziz Paul Kilisesi
Şehrin güneyinde Ulu Cami Semti'nde bulunan ve Aziz Paul'a
adanan yapının, M.S. 11.-12. yy.larda inşa edildiği tahmin
edilmektedir. 1993 yılında koruma altına alınarak, Anıt Müze
olarak açılmak istenmişse de, kilisede dış ve iç mekan
restorasyon çalışmaları aşamalı olarak devam etmektedir.
Kilisenin kuzey doğu köşesinde çan kulesi yer almaktadır.
Tavanın merkezinde Hz. İsa, Yohannes, Mattios, Marcos ve
Lucas'ın freskleri bulunmaktadır. Orta nefte yer alan pencerenin
iki yanında bir manzara ve melek tasvirleri yer alır. 1992-93
yıllarında Aziz Paul Kilisesi'nde Vatikan tarafından "Aziz Paul
Sempozyumu ve Ayini" düzenlenmiştir. Hıristiyanlar, Aziz Paul
Anıt Müzesi'ni düzenli olarak hac amaçlı olarak ziyaret
etmektedirler.
Bilal-i Habeş Mescidi
Beyaz Çarşının bulunduğu yerde yolun güney kıyısında bulunan
mescidin, Hz. Muhammed'in müezzini olan Bilal-i Habeşi'nin, ezan
okuyup namaz kıldırdığı yerde onun ismine atfen yapıldığı
söylenir.
Kubad Paşa Medresesi
Tarsus'un yalnızca bir tarım ve ticaret merkezi değil, aynı
zamanda en önemli kültür ve eğitim-öğretim merkezlerinden birisi
olduğu bilinmektedir. Ramazanoğlu Beyi Kubad Paşa tarafından
1550'li yıllarda yaptırılan medrese, eski zamanlardan günümüze
gelebilen tek eğitim ve öğretim kurumudur. Geleneksel Selçuklu
mimarisi tarzındaki bu yapı, düzgün kesme taştan inşa
edilmiştir. Bina 1969-1970 yıllarında genel olarak restore
edilmiş olup, 1971 yılında Kültür Bakanlığı'nca müze olarak
kullanılmaya başlanmıştır. Yapının onarımı ve yetersizliğinden
dolayı, müzeye ait eserler 75. Yıl Kültür Merkezi'ndeki yeni
binaya taşınmıştır. Han, Hamam ve Çarşılar
Altından Geçme (Roma Hamamı)
Tarsus'ta Roma İmparatorluk Çağı'nın görkemini yansıtan,
ancak günümüze kadar çok tahrip olan bu yapı, bir Roma Hamamı
kalıntısıdır.
Şahmeran Hamamı (Eski Hamam)
Vakıf İşhanı'nın yanındaki eski hamam, Romalılardan kalma bir
temel üzerine Ramazanoğulları tarafından yaptırılmıştır. Plan
biçimi ve ölçüleri bakımından bir Türk hamamının özelliklerini
taşır. Bugün restore edilerek hizmete sunulan 4 eyvanlı yapı,
sıcaklık ve halvet kısımlarından oluşmaktadır. Efsanevi
Şahmeranın bu hamamda öldürüldüğü söylenir. Bu nedenle Eski
Hamama ''Şahmeran Hamamı'' denir.
Yeni Hamam
Ulu Caminin kuzeydoğusundaki hamamın da Ramazanoğulları
Dönemi'ne ait olduğu; 1785 yılında köklü bir onarımdan geçtiği
bilinmektedir. Klasik Türk hamamlarının özelliklerini taşıyan
hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümleri ile havlet
odalarından oluşmaktadır.
Kırk Kaşık Bedesteni (Beyaz Çarşı)
Ulu Caminin batısında, cami ile aynı dönemlere tarihlenen
yapıdır. Her dönemde hareketli ticari hayatı olan ve yolların
kesişme noktasında bulunan Tarsus'ta, günümüzde hala işlevini
sürdüren tek örnektir. Dikdörtgen planlı bedestenin içerisindeki
oldukça geniş ve kubbelerle örtülü koridorun iki yanında
dükkanlar dizilmiştir.
Tarihi Tarsus Evleri
Tarsus'un tarihsel birikiminin kanıtlarını, ilçeye adım atar
atmaz görmek mümkündür. Tipik Akdeniz ev geleneği içerisinde
mütevazılığı ve mimari farklılıkları ortaya koyan tarihi eser
görünümü sergilemektedir. Kerpiç, taş ve ahşaptan iki katlı
olarak yapılan evlerin hepsinde, ahşap ve el yapımı demir
süslemeler, taş kapıların tamamlayıcısı halindedir.
Tarsus Müzesi
Tarihi Kubat Paşa Medresesinde sergilenmekte olan eserler,
2000 yılında, 75. Yıl Kültür Merkezi Binası Müze Bölümüne
nakledilmiştir. Neolitik dönemden itibaren, Roma, Bizans ve
Osmanlı dönemlerine ait taş eserler, Roma ve Bizans dönemine ait
sikkeler, pişmiş toprak kaplar, madeni eşyalar sergilenmektedir.
Müze Tel : (+90-324) 6131865 - 6131043
Ne yenir?
Tarsus'a özgü yemekler kuş gözü, el kıyması , humus, telatur
(teletür), eya dolması, şırdan, tutmaç çorbası, lepe, övelemeç,
yüzük çorbası; tatlılar tarsus baklavası (cevizli), cezerye,
bandırma, lokumdur.
Ne alınır?
İlçede oldukça fazla alış-veriş yapma imkanı ve alınabilecek
hediyelik eşya mevcuttur. Yörede yapılan iğne oyaları en özgün
etnografik eserleridir ve el sanatları ziyaretçilerin yoğun
ilgisini çekmektedir. Çukurova'ya özgü pamuk ipliği çıkrıklarda
eğilerek, çulfalık adı verilen tezgahlarda savan, çuval, heybe,
havlu, peşkir vb. dokunmakta ve dekoratif amaçlı olarak pazar
bulan malzemeler yörenin el ustalığını da yansıtmaktadır.
Akgedik Köyünde sepetçilikle uğraşılmaktadır ve bu sepetler
yoğun talepler almaktadır. İlçeye özgü tatlılar özel korumalı
ambalajları ile alıcıya sunulmaktadır.
Bunları yapmadan dönmeyin
Kleopatra Kapısından geçmeden
Roma Dönemi'nde yapılan Antik Yoldan yürümeden
Eshab-ı Kehf Mağarasını, Ulu Camiyi ve Makam-ı Şerif
Camisini,Eski Camiyi, Bilal-i Habeş Mescidini, Kubad Paşa
Medresesini, yeni Hamamı görmeden
Aziz Paul Kilisesini ve Aziz Paul Kuyusunu ziyaret etmeden
Tarsus Müzesini ziyaret etmeden
Atlı spor kulübünde tabiatla iç içe bir ortamda atla
gezinti yapmadan
Birbirinden değerli arkeolojik eserlerin sergilendiği
zengin Tarsus Müzesini ziyaret etmeden
Barajın çağlayan sularının görüntüsünü ve sesini
hissetmeden
Şelalenin yanında oturup damak zevkinize hitap eden
yöresel yemeklerin tadına bakmadan
Tarsus'tan dönmeyin...
Önemli Telefonlar
Kaymakamlık : (+90-324) 613 98 27 - 613 16
16
Belediye : (+90-324) 613 36 88- 624 12 50
Hastane : (+90-324) 613 81 84
Jandarma : (+90-324) 613 32 67- 613 88 89
İl Turizm Müdürlüğü : (+90-324) 237 26 67- 238
32 70- 237 97 45
|