Doğubeyazıt
Türkiye'nin doğuya açılan kapısı olan Doğubayazıt, tarih
boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Yüzyıllar süren bu uzun serüvende ilçe; Urartular, Asurlar,
Medler, Persler, Roma ve Bizans hakimiyetinde kaldıktan sonra
Halife Hz. Osman döneminde İslam akınlarıyla tanışmıştır.
Doğubayazıt bir yandan Anadolu'da yaşamış, savaşmış, uygarlıklar
ve kültürler oluşturmuş bütün kavimlerin izlerini taşırken, bir
yandan da doğal güzellik ve folklorik zenginliğiyle de gün
geçtikçe önem kazanmaktadır.
Tarihçe
Malazgirt zaferinden önce 1064'de Kars'ın fethi ile
Doğubayazıt da Selçuklu topraklarına katılmış, ancak daha sonra
Moğol istilası ile Timur'un işgalinden de nasibini almıştır.
Sonraki dönemde Akkoyunlular ve Karakoyunlular arasında zaman
zaman el değiştiren ilçe XV. yüzyıl sonlarında Safevilerin eline
geçmiş ve nihayet 1514'de Çaldıran Savaşından sonra Osmanlı
topraklarına katılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında sancaklar
vilayet haline dönüştürülünce, Doğubayazıt aynı adla vilayet
merkezi olur. Ancak 1927 yılında vilayet merkezinin bugünkü
Ağrı'ya taşınmasıyla Doğubayazıt buraya bağlı bir ilçeye
dönüştürülür.
Ulaşım
Karayolu: Doğubayazıt, Türkiye-İran transit
yolu üzerinde yer aldığı için karayoluyla buraya ulaşmak oldukça
kolaydır. İlçede faaliyet gösteren üç otobüs firması Ankara,
İstanbul, İzmir, Erzurum, Ağrı, Van, Iğdır ve diğer önemli
merkezlere düzenli seferler yapmaktadır.
Havayolu: Ayrıca tarifeli uçuşlarla Ağrı, Van
ve Erzurum'a gelindiği takdirde, buralardan Doğubayazıt'a
karayoluyla hemen hemen günün her saatinde ulaşmak mümkündür.
İshakpaşa Sarayı
1789' da vezir olan Hasan Paşanın oğlu İshak Paşanın Doğu
Bayazıt'da bir tepe üzerinde, yaptırdığı saray, 360'ı bulan oda
ve salonları ile Osmanlı saray teşkilatına uymaktadır. 760
m2'lik bir alanı kaplayan sarayın yapımının 99 yıl sürdüğü
söylenmektedir. ''U'' şeklinde, iç içe iki avlu çevresinde
toplanmış binalarının mimarisinde (cami-harem
daireleri-aşevi-hamam, selamlık-merasim ve eğlence salonu-türbe
vs.) mükemmel taş işçiliği, oymacılığında ve duvar
süslemelerinde ise Fars, Selçukluve Osmanlı medeniyetlerinin
ortak etkisi görülür.
İshak Paşa Cami, sarayın ikinci avlusunda, harem ile selamlık
daireleri arasında yer alır. Beden duvarları sarayın iki katı
yüksekliğindedir. Cami, kubbesi ve minaresi ile bütün saraya
hakimdir. Sivri kemerli, mukarnaslı büyük portalleri
Osmanlılardançok Selçuklu mimarisini hatırlatır. Taş üzerine iri
plastik natüralist bitki süslemeleri Türk sanatına yabancı,
Kafkaslardan gelen etkileri gösterir.
Tamamen Türk üslubu ile yapılmış kare planlı minaresi başlı
başına bir abide görünümündedir. Caminin kıble tarafında dış
duvarlarının hemen kenarına inşa edilmiş olan sekizgen türbe,
Selçuklu türbe mimarisi geleneğine uygun olarak iki katlıdır.
Dıştan tamamen (kubbe dahil) kesme taştan yapılmış cami ve
türbelerin pencere kenarları ve bazı yüzeyleri ağaç ve çiçek
tasvir eden Rokoko tarzı işlemelerle süslenmiştir.
Ağrı Dağı
Doğubayazıt ovasının kuzeydoğusunda yükselen ve 5165 metreyle
sadece Türkiye'nin değil, aynı zamanda Avrupa'nın en yüksek
zirvesi olan Ağrı dağı, ülkemizin dağ turizmi bakımından en
yüksek potansiyeline sahip volkanik dağlarından biridir. Ağrı
dağı, dağcılık sporuyla ilgilenenlerin aradığı bütün özelliklere
sahiptir. Amatör dağcıların rahatlıkla çıkabileceği kolay
güzergahları olduğu gibi, profesyonel dağcıların aradığı
tırmanılması zor tarafları da bulunmaktadır. Tırmanış
mesafesinin yüksek olması ve çıkışın başladığı yere kadar
motorlu araçlarla gidilebilmesi de önemli bir avantajdır.
Yüzyıllardır gezginlerin, bilginlerin ve kavimlerin dikkatini
çeken Ağrı dağı ülkemizde ve dünyada türkülere, efsanelere,
araştırma ve mitolojiye en çok konu olan dağdır. Nitekim Nuh
tufanı öncesinde, Hz. Nuh ve beraberindekilerin bindiği geminin,
sular çekilince bu dağda karaya oturduğu asırlardır
söylenegelmiştir.
Ağrı dağının bir diğer özelliği ise kaidesinin oturduğu ovadan
bakıldığında, yekpare bir kitle halinde birden
yükselivermesidir. Himalaya ve Ant gibi yüksek dağlarda bu
yükselme aşama aşama olduğu için Ağrı dağının bu görkeminden
yoksundurlar. İşte bu gizemli ve heybetli dağa ulaşmak için
Doğubayazıt sadece en önemli eşik değil, aynı zamanda en büyük
olanaktır. Çünkü asırlardır bir çok gezginin uğrak yeri olan
belde, dağ turizmi açısından uzun yılların donanımı ve
deneyimine sahiptir.
Meteor Çukuru
Doğubayazıt' ın 35 Km. doğusunda İran sınırına 2 Km.
uzaklıkta kolayca ulaşılabilen bir yerdedir. 1892 yılında düşen
gök taşının meydana getirdiği bir çukurdur. Dünyada büyüklük ve
derinlik itibariyle Alaska'dakinden sonra ikinci büyük meteor
çukurudur. Genişliği 35 m. Derinliği 60 m.dir.
Nuh'un Gemisi
Doğubayazıt' a bağlı Telçeker ve Üzengili köyleri arasındaki
bir bölgede yer alan doğal bir anıttır. Türkiye-İran transit
yoluna 4 Km. uzaktadır. Bu anıt, gemi biçimli bir siluet
şeklindedir. Bu benzerliğinden dolayı Nuh tufanı sonucunda
karaya oturan geminin burada kaldığı ve siluetin bu gemiye ait
olduğu söylenmektedir. Bu söylentiden hareketle çok sayıda bilim
adamı bölgeye gelerek araştırmalarda bulunmuştur. Her yıl
binlerce turist tarafından ziyaret edilen bu doğal anıt bugün
doğal sit alanı ve açık hava müzesi olarak koruma altına
alınmıştır.
Balık Gölü
Doğubayazıt' ın 60 Km. Kuzeybatısında yer alır. 2241 metre
rakımıyla Türkiye'nin en yüksek göllerinden biridir.
Çevresindeki dağlardan gelen küçük dereler, kıyıdaki pınarlar ve
yeraltı sularıyla beslenir. Gölün kuzey tarafında, üzerinde
tarihi kalıntılar da bulunan 4 dekar büyüklüğünde bir ada
bulunmaktadır. Bu ada üzerinde kuluçkaya yatan kadife ördek
popülasyonuyla göl, Türkiye'nin en önemli 100 kuş alanından biri
olarak kabul edilir. Ancak balık gölünün bölgedeki asıl ünü
yetiştirdiği kırmızı benekli alabalıktan kaynaklanır. Fakat
tamamen doğal bir ortamda yetişen bu balığın sofralara gelişi o
kadar kolay olmamaktadır. Çünkü göl kış aylarında metrelerce
kalınlıkta buz tabakasıyla kaplanır. Balıkçılar işte bu kalın
buzda açtıkları deliklerden balık avlayabilirler.
Dogubayazıt Sazlığı
Doğubayazıt ilçesi ile Ağrı dağı arasındaki boşlukta yer alan
iki gölü ve bunların arasında uzanan bataklıkları kapsar. Bu
sazlık da Türkiye'nin en önemli 100 kuş alanı arasında
bulunmaktadır. Sazlık, Balık Gölünden ve Tendürek Dağlarından
gelen derelerle beslenir. Bölgede yaygın kuş türleri ise çayır
delicesi, erguvani, balıkçıl, boz ördek, pasbaş, turna, patka,
kızılgaga, ve kızılbacak olarak sayılabilir.
Buz Mağarası
Doğubayazıt' ın kuzey doğusunda Küçük Ağrı dağının
eteklerinin bittiği düzlükte bulunmaktadır. Örneğine çok az
rastlanabilecek doğal bir anıt niteliğindedir. Mağara toprağın
7-8 metre altında yer almaktadır. 100 metre uzunluğu ve 50 metre
genişliğindeki mağara içinde bir limon büyüklüğünden insan
büyüklüğüne kadar, buzdan birçok sarkıt ve dikitler
bulunmaktadır. Işık tutulduğunda kristal gibi parlayan ve
renkten renge giren buz parçalan seyredenleri hayretler içinde
bırakmaktadır. Mağaranın en önemli özelliklerinden biri de yazın
soğuk, kışın sıcak olmasıdır. Mağaranın kapısında sürekli sıcak
ve soğuk hava akımları bulunur.
Keşişin Bahçesi
Eski Doğubayazıtın hemen altında adeta bir vaha görünümünde,
yemyeşil büyük bir bahçedir. 16.Yüzyilda ortaya çıktığı sanılan
ve asırlarca Anadolu'da dilden dile anlatılan, ''Kerem ile
Aslı'' hikayesinin bu bahçede geçtiği söylenir. Hikaye ayrı
dinlerden oldukları için evlenemeyen iki gencin acı sonla biten
aşklarını anlatır.
Kaleler, Cami ve Türbeler
Doğubayazıt Kalesi
Doğubayazıt ilçe merkezine 7 Km. uzaklıkta, İshakpaşa Sarayı
yakınındaki sarp bir kayalık üzerine kurulmuştur. Kalenin ne
zaman yapıldığı bilinmemektedir. Ancak burada bulunan kabartmalı
bir mezar, kalenin bir Urartu eseri olduğunu göstermektedir.
Tarih boyunca bir çok devlet arasında el değiştiren kale, Yavuz
Sultan Selim' in Çaldıran seferi sırasında Osmanlıların eline
geçmiştir.
Bayazıt Camii
Bayazıt Kalesinin güney eteğinde yer alan ve Osmanlı
hükümdarı I. Selim tarafından yaptırıldığı kabul edilen bir
eserdir. Caminin yer aldığı vadi yamacı düzeltilerek duvar
örülmek suretiyle düz bir teras oluşturulmuş ve üzerinde bu
camii inşa edilmiştir. Camii fazla bir tahribat görmemekle
beraber yerleşim yerlerine uzaklığından dolayı bugün
kullanılamamaktadır.
Ahmed-i Hani Türbesi
1651 Yılında doğan ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen
Ahmed-i Hani'ye ait bir türbedir. Türbenin yanında sonraları bir
de camii yapılmıştır. Ahmed-i Hani ünlü ''Mem u Zin'' adlı
eserin yazarıdır. Ahmed-i Hani bu eserde, Emir Zeynettin'in
güzellikleriyle dillere destan olan Zin ve Sili adlı iki kız
kardeşinin Memo ve Tacettin ismindeki iki gençle olan aşklarını
şiir şeklinde anlatır. Aynı adla sinemaya da uyarlanmıştır.
Ne yenir?
Doğubayazıt'a gelenler onun sadece tarihi ve doğal
değerleriyle değil, aynı zamanda zengin mahalli mutfağıyla da
tanışırlar. Örneğin, Türkiye'nin hiç bir yerinde benzerini dahi
bulamayacağınız iri bir portakal büyüklüğündeki "Abdigör
Köftesini burada tadabilir, közde demlenen semaver çayını
keyifle yudumlayabilirsiniz.
Bunları yapmadan dönmeyin
İshak Paşa Sarayını görmeden
Ağrı Dağı'na tırmanmadan
Doğubayazıt Kalesini gezmeden
Abdigör Köftesi yemeden, semaver çayından içmeden
|